
İpucu: Bloghersey' de animasyonların görüntülenemenmesinin nedeni, sisteminizde Adobe Flash Player 8 veya üstü sürümlerin bulunmamasıdır. Adobe Flash Player 8 yüklemesi (türkçe) için burayı tıklatınız. Site bir bloghersey hizmeti değildir, tamamen Adobe şirketine aittir. Sorunlar üzerine Adobe Şirketi ile irtibata geçiniz.
Dünyanın en fazla resmi tatil gününe sahip ülke ya da ülkelerden biri olarak mutluyuz-guruluyuz... yaşasın tatil!Her çalışan için o sene bayramların hangi günlere denk geldiği ayrı bir önem taşır zira bunların hepsi tatil fırsatı olarak görülür. Bu yıl da senenin yarısını çalışmadan geçireceğiz. (klişe bir gazete başlığı)...Lakin bizi haftasonu tatilleri dışında kalanlar ilgilendiriyor ;)OcakMalumunuz 01 Ocak tatil... halen ayarlanamadıysanız biraz geç kaldınız ama bu hafta Cuma günün kaçabilir ve Pazartesi gününü de arada kaynatabilirseniz 4 günlük bir tatil fırsatı sizi bekliyor. Ancak yılbaşı döneminde yurtdışı normalden çok daha pahalı olduğu için ben pek tavsiye etmem. (Not: Bugüne kadar yaptığım gezilerde Yılbaşı döneminde şehir süslemesi alanında Orta Avrupa diğerlerine fark atar ;) Mesela Viyana ve Zürih...)Şubat-MartBu kış kayakcılar/boardcular üzülecek çünkü dağa çıkılıp doya doya kayılabilecek bir tatil fırsatı yok... İlla kasacaksanız biraz daha bekleyin, güney yarımküre kışa girdiğinde Yeni Zellanda'ya gidin (ciddiyim, inanmayanlara just google it! diyorum... Ski New Zealand)Nisan - Mayıs23 Nisan 2008'de Çarşamba gününe denk geliyor. Aslında haftanın ortasına düştüğü için pek mantıklı bir programa izin vermiyor. Anca Polonezköy'e gidilir!19 Mayıs tatili Pazartesi günü :) Harika bir "long weekend" fırsatı. Avrupa'nın her hangi bir şehrine Cuma akşamı uçabilir, 3 gece-2 gün geçirebilirsiniz. Önerilerim Prag, Londra, Amsterdam, Roma, Paris veya Barcelona.Yaz 200830 Ağustos dahil hiç resmi tatilimiz tatilcilerin işine yaramıyor, paşa paşa yıllık izinlerden kullanılacakEylül-Ekim2008 Ramazan BayramıYıllardır bizi üzen, haftasonuna denk gelen Ramazan bu yıl muhteşem bir geri dönüş yapıyor! Arife günü (29 Eylül) yarım gün, bayram 30 Eylül'de başlıyor 02 Ekim perşembe günü bitiyor. Köprünüzü yapınız, 9 günlük tatilinizi şimdiden ayarlayınız. Uzaklar düşünülmeli elbette ;)Cumhuriyet BayramıYarım gün olan 28 Ekim bu yıl Salı gününe denk geliyor. 29'u tatil. Yani 1,5 günlük bir izin ayarlayabiliyorsanız 6 gece-5 günlük bir tatil fırsatı doğuyor. Lakin Yakınlar tercih edilmelidir yine zira Uzaklar yorabilir, sabredin Kurban Bayramı da güzel geliyor.KasımBir başka tatilsiz ay...Aralık2008 Kurban BayramıHer ne kadar arife 07 Aralık, Pazar gününe denk gelse de bir gün fazla süren Kurban Bayramı 8-11 Aralık tarihleri arasını tatil haline getiriyor. Bir tek Cuma'yı izin almanız size bu yılın ikinci 9 günlük tatil fırsatını sunuyor. İster kendinizi dağa ve kara vurun, ister Uzaklar'a yelken açın.ÖnerilerTatil süresine göre önerilerimi yazının içinde linklemeye çalıştım... daha fazlası için biraz blogu gezmenizi öneririm. Ya da Yol Gidenindir! felsefesine uygun olarak bir adet dünya haritası alın elinize ve hayal edin... burası dediğiniz yere gidin ;)Not: http://www.yolgidenindir.blogspot.com adresinden alıntıdır.
-Hiçkimse, özellikle tatili esnasında hasta olmayı istemez. Tavsiyelerimizi ve kendi hislerinizi takip ederek güzel bir tatil geçirin.- Bolca su için. Tavsiyemiz günde 1.5 ile 3 litre arasındadır. Tabiki bu miktar sağlığınız ve sportif aktivitelerinize bağlı olarak değişebilir.- Kapalı şişe suyu içiniz.- Alkol çeşitlerini karıştırmaktan kaçınınız.- Hazırladığınız yada satın aldığınız yiyeceklerin taze olduğundan emin olun, özellikle balık ve kabuklu deniz mahsüllerinde.- Meyve ve sebzelerin taze olduğundan, soyulduğundan ve kaynamış temiz suda yıkanmış olduğundan emin olun.- Unutmayın, güneş çok yakıcı. Herzaman kaliteli ve su geçirmeyen yüksek faktörlü güneş kremi kullanın ve özellikle öğle sıcağında güneşin oldukça şiddetli olduğu zamanlarda güneş banyosu yapmaktan kaçının. Son olarak da güneş gözlüklerinizi ve şapkanızı unutmayın.- Havuzu kullanmak istiyorsanız, hergün temizlendiğinden emin olun.- Acil durumlarda herzaman doktor yada eczanelerin vereceği tavsiyeleri dikkate alın.Not: http://sunsearch.info adresinden alıntıdır.
Nanoteknoloji; uygulamalı fizik, madde bilimi, arayüz ve parçacık bilimi, makine-fizik, moleküler kimya, kendini yenileyen makine ve robotik, kimya mühendisliği, mekanik mühendisliği, biyoloji mühendisliği ve elektrik mühendisliği (moleküllerin kovelant olmayan parçacık etkileşimleri üzerinde çalışan kimya alanı) çok fonksiyonlu bir alandır. Araştırmanın bu kanallarından yola çıkarak, neyle sonuçlanabileceği hakkında değişik beklentiler mevcuttur. Nanoteknoloji, varolan bilimlerin nano boyutta uygulanması ya da daha modern bir deyişle, asla yapılmamışı kullanarak var olan bilimlerin yeniden düzenlenmesidir. Nanoteknolojinin, bilimleri bir şemsiye altında gruplaması, nano boyutta işleyen farklı bilimler arasındaki küçük sınırları ve geçişleri temelde sorgulanmıştır. Cihazla çalışma bütün disiplinlerde ortak alandır.Zıtlarda, örneğin eczacılık ile yarı-iletkenler endüstrilerin birbirleriyle bir ilişkileri yoktur. Birbirinin ürünlerini kullanan işbirlikçiler ‘nanoteknoloji’ sıklıkla bunları belli başlı endüstriyel gruplara pazarlarlar.
Nanoteknolojide iki ana yaklaşım kullanılır. ‘Aşağıdan yukarıya’ olan yaklaşım, mateyaller ve cihazlar kendilerine moleküler tanıma prensibiyle kimyasal olarak monte edilmiş moleküler bileşenlerden yapılır.Yukarıdan aşağıya olan yaklaşım ise, nanocisimler atomik seviyede kontrol olmaksızın daha büyük parçalardan inşaa edilir. Nanoteknolojinin gücü, nanoyapıların işlenmesine ve acayip özelliklerin gözlemine izin veren, elektron demet litografyası ve moleküler demet epitaksisi olarak rafine edilmiş arayüz ve kolloid bilim kombinasyonundan ileri gelmektedir.
Nanoteknolojinin modern kullanımdaki örnekleri, moleküler yapıda polimer tabanlı üretimler ve görünür bilimde çap tabanlı bilgisayar çipleridir. Kuantum noktaları ve nano üpler gibi bir dizi nano teknolojilerin vaad ettiklerine karşın, gerçekçi ticari girişimler temelde, bronzlaşmayı önleyici losyonlar, kozmetikler, koruyucu kaplamalar ve ilaç taşınması gibi kolloidal nanotanecik avantajlarını kullanmaktadır.
Klasik kaynaklar
Karbon bazlı olarak adlandırabilecek kaynaklardır. Petrol, kömür ve doğalgaz en temel enerji kaynaklarıdır. Bunlar, meydana gelişleri itibarıyla yenilenmeleri çok uzun bir süre aldığından, yenilenmeyen kaynaklar olarak da adlandırılırlar.
Kömür
Yeraltı madenciliği veya açık işletme metodları kullanılarak çıkarılan fosil kaynaklı yakıttır. Genellikle hayvan fosillerinden oluşur. Kolayca yanabilen siyah veya kahverengimsi redüksiyonunda çok büyük önemi vardır. Bir çok çeşidi vardır. Mesela taş kömürü, fabrikalarda kullanılır. Isı dercesi yüksektir. Antrasit, ısı değeri en yüksek olan kömürdür, ülkemizde az bulunur. Ayrıca ülkemizde en çok bulunan kömür linyittir.
Petrol
Yüzmilyonlarca yıldan bu yana denizlerde yaşayan ya da suların denizlere sürüklediği bitki kalıntılarının anaeorabik bir ortamda, uygun şartlar altında (sıcaklık, basınç ve mikroorganizmaların etkisiyle), toprağın üstünde başkalaşmasıyla oluşur. Değeri çok yüksektir, çünkü oldukça az bulunan bir yakıttır.
Doğalgaz
Petrol gibi doğalgaz da çok eski tarihlerden beri bilinmekle ve kullanılmakla beraber; bugünkü konumuna gelişi, 1816 yılında ABD'nin Baltimore kentinin sokak lambalarının doğalgaz aracılığıyla aydınlatılmasıyla başlar.
Dünya enerji tüketiminin %22’si doğalgaza dayanmaktadır. İşyerleri ve evler ısınma amacıyla çok yoğun miktarda doğalgaz kullanırlar. Isınma, toplam doğalgaz kullanımında %75 gibi bir orana sahiptir. Bunun yanısıra elektrik üretiminde de doğalgaz kullanılmaktadır. Fakat %10–15 gibi düşük oranlarda kalmaktadır.
Geleneksel biyokütle (bitki ve hayvan atıkları)
Biyokütle enerjisi, organik maddelerden enerji kaynağı olarak yararlanılmasıdır. Bilinen bitki yakma ve hayvan atıklarından yararlanma yöntemleri geleneksel biyokütle olarak adlandırılır. Bu enerji kaynağı türü, geri kalmış toplumlarda en fazla yararlanılan enerji türüdür. Öte yandan, modern yöntemlerde bitkilerden biyodizel, biyoetanol elde etme gibi yeni uygulamalar ise, modern biyokütle olarak adlandırılmakta ve yenilenebilir enerji kaynağı türleri arasında yer almaktadır.
Yılda kişi başına kg petrol eşdeğeri cinsinden enerji tüketimi (2001 verileri).Siyah bölgeler, hakkında bilgi bulunmayan ülkelerdir. Kırmızı renk 1990-2001 arasındaki artışı, yeşil ise azalmayı gösterir.
Yenilenebilir Enerji Kaynakları
Klasik enerji kaynaklarına alternatif olarak sunulan kaynaklardır. Güneş, rüzgar, hidrojen, hidroelektrik ve jeotermal kaynaklar buna örnektir. Doğada sürekli var olan faktörlere dayalı olan bu kaynakların en önemli özelliği ise yenilenebilir olmaları ve doğaya zarar vermemeleridir.
Güneş enerjisi de hidrojen gibi yenilenebilir kaynaklardan bir tanesidir. Güneş enerjisini toplayıp ısı ve elektriğe dönüştürebilen güneş kolektörleri güneş enerjisinin kullanımındaki aracı elemandır. Genelde, evlerin çatılarına yerleştirilen bu kolektörlerin yanında bir de su deposu bulunur. Depoda bulunan su ısıtılarak, ya evin sıcak su ihtiyacı karşılanır ya da sıcak su, evin ısıtma tesisatına verilerek ısınma ihtiyacı giderilmiş olur.
Çevreye hiçbir zararı olmaması, sürekli ve yenilenebilir olması güneş enerjisini çok cazip kılar. Şüphesiz güneş enerjisinin önündeki en önemli engel, Güneş'ten yararlanma süresi çok fazla olmayan ülkelerde bu enerji tipinden yararlanılabilen gün sayısının az olmasıdır. Ayrıca, elde edilen enerjinin depolanması da bir diğer engeldir.
Rüzgar [değiştir]
Alternatif enerji kaynakları içersinde en az hidrojen enerjisi kadar faydalı olabilecek bir enerji kaynağı da rüzgardır. Temiz, bol, yenilenebilir olmasının yanısıra hemen hemen tüm dünya genelinde faydalanma imkanı olan bir kaynaktır. Rüzgar türbini adı verilen çok büyük pervaneli, yüksek kuleler aracılığıyla rüzgar enerjisi elektriğe dönüştürülür. Az sayıda, büyük enerji üretim merkezleri kurmak yerine, ülke geneline küçük üniteler halinde yayılmış rüzgar türbinleri kurmak çok daha avantajlıdır. Rüzgar, elektrik üretiminin yanısıra hidrojen üretiminde de söz sahibi olabilir. Rüzgardan elde edilecek elektrikle suyun elektroliz edilmesi sonucunda; su, oksijen ve hidrojen elementlerine ayrılarak çok ucuz bir yolla hidrojen elde edilmiş olacaktır.
1990'lı yıllarda kullanımı en hızlı artan enerji kaynağı olan rüzgar enerjisi, bu avantajları sayesinde tüm dünyanın dikkatini çekmeye devam ediyor. Danimarka toplam elektrik enerjisinin yaklaşık %20'sini rüzgardan elde ederek oran olarak dünyada birinci sıradayken, Almanya da 2007 yılındaki verilere göre, 22.247 megawatt kurulu güç ile rüzgar enerjisi kullanımında en ön sıralardadır. Almanya'yı en yakından takip eden ABD'nin kurulu gücü ise 16.818 megawatt civarındadır.
Jeotermal enerji
Jeotermal enerji, yeryüzünün kabuğunda bulunan ısıdır. Bu enerjiden, yer yüzeyine çıkan sıcak sular aracılığıyla yararlanılır. En eski çağlardan bu yana kullanılan kaplıcalar jeotermal enerjinin ilk kullanım alanlarıdır. Jeotermal enerjiden, kaynağın sıcaklığına bağlı olarak ısıtma uygulamalarında kullanılabilir ya da elektrik üretiminde yararlanılır. Elektrik enerjisi üretimi amaçlı santrallar 20. yüzyılın başlarından itibaren kurulmaya başlanmıştır.
Jeotermal enerji; kaynağın, dünya enerji tüketimine kıyasla çok büyük olması nedeniyle ve kullanılan sıcak suyun reenjeksiyon ile tekrar yer altına verilmesi koşuluyla yenilenebilir enerjiler arasında sayılır.
Dalga enerjileri
Okyanus denizler gibi büyük su kütlelerinde meydana gelen dalgaların enerjisinden yararlanabilmektir. Yenilenebilir enerji formlarından bir tanesidir.
Üretilmesindeki zorluklar:
Dalgaların yüksek gücüne karşın düşük hızlarda ve farklı yönlerde hareket etmesi
En güçlü fırtınalara ve tuzlu suyun neden olacağı paslanmaya dayanabilecek yapıların yüksek maliyeti
Kurulum ve bakım giderlerinin yüksekliğidir.
Dalga enerjisinin toplam enerji potansiyeli, toplam enerji büyüklüğü 2.5 terawat olarak hesaplanan gel-git enerjisinden çok daha fazladır. Sahilleri güçlü rüzgarlara maruz kalan ülkeler, enerji ihtiyaçlarının %5 veya daha fazlasını dalga enerjisinden karşılayabilirler. Media:Örnek.ogg
Gel-git ve akıntı enerjileri [değiştir]
İki türbinli bir gel-git barajının temsili gösterimi.
Gel-git veya okyanus akıntısı nedeniyle yer değiştiren su kütlelerinin sahip olduğu kinetik veya potansiyel enerjinin elektrik enerjisine dönüştürülmesidir.
Gel-git enerjisini elektriğe dönüştürmek için yaygın olarak, uygun bulunan koyların ağzının bir barajla kapıtılarak, gelen suyun tutulması, çekilme sonrasında da yükseklik farkından yararlanılarak türbinler aracılığı ile elektrik üretilmesi hedeflenir.
24.8 Saate bir tekrarlanan gel-git hareketleri, düzenli bir enerji kaynağı olması açısından ilginç olmakla birlikte, enerji üretim süresinin 6-12 saatle kısıtlı olması bir dezavantaj yaratmaktadır. Suyun potansiyel enerjisinin %80'ini elektrik enerjisine dönüştürebilen gel-git enerjisi, güneş enerjisi gibi diğer alternatif enerji kaynaklarına göre daha yüksek bir verimliliğe sahiptir.
Deniz ve okyanuslardaki düzenli akıntıların kinetik enerjisinin, deniz tabanına yerleştirilen türbinler aracılığı ile elektrik enerjisine dönüştürülmesi akıntı enerjisi olarak anılır.
Hidrojen
Hidrojen birincil enerji kaynaklarından üretilen bir yakıt olup temiz bir enerji kaynağı olarak kullanılabilecek önemli bir elementtir. Fakat dünyada tek başına bulunmadığından önce üretilmesi gerekir. Halihazırda çok pahalı olan bu üretim, su ve doğalgaz gibi elementlerdeki hidrojenin ayrıştırılmasıyla yapılır. Bu şekilde elde edilen hidrojen pillerine yakıt hücresi adı verilmektedir. Şu anda bazı otomobiller hem benzin, hem de hidrojenin kullanıldığı hibrid (melez) yakıt yöntemiyle çalışmaktadır. Böylece açığa çıkan kirli havanın miktarı %30–40 oranında azaltılabilmektedir.
Hidrojenin, 20 yıl içersinde çok daha aktif olarak kullanılması planlanmaktadır. Şu anda hidrojen yakıt konusunda elde edilen en önemli ilerleme İzlanda’da yaşanmaktadır. 1999 yılında, akaryakıt firması Shell ve otomobil firması Daimler-Chrysler ile İzlanda hükümeti arasında imzalanan anlaşma, İzlanda'yı hidrojen yakıtlı bir ülke haline getirmeyi amaçlamaktadır. 9Daimler-Chrysler İzlanda için, hidrojenle çalışan otobüs ve otomobiller üretirken, Shell de İzlanda genelinde hidrojen istasyonları açmayı planlamıştır. İzlanda'da elde edilecek muhtemel bir başarı, hidrojenli otomobillerde seri üretime geçilmesini son derece hızlandıracaktır.
Alternatif kaynakların faydaları
Alternatif enerji kaynakları kullanılarak, karbon temelli bir enerji yapısından, hidrojen temelli bir yapıya geçilmesi amaçlanıyor. Bu sayede çevre kirliliğinin önüne geçilirken, enerji maliyetleri de büyük oranda azalacak. Ayrıca, halihazırda enerji ithal eder durumda olan ve bu yüzden dünyanın belli ülkelerine enerji bakımından bağımlı olarak varlığını sürdüren devletlerin birçoğu kendi enerjisini kendi üretir hale gelecektir. Bu da dünya genelinde gözle görülür bir siyasi ve ekonomik rahatlama sağlayacaktır.
Kış mevsimi yaklaştıkça, hava soğur, günler kısalır, yapraklar renk değiştirir ve yere düşerler, kar toprağın üzerini kaplar. İnsanlar sıcak alışveriş merkezlerinde ihtiyaçlarını alıp, sıcak arabalarında, sıcak evlerine gelirler. Üzerlerine kazaklar, hırkalar giyerler. İyi de, tabiatta doğal ortamda yaşayan hayvanlar kışı nasıl geçirir, hiç düşündünüz mü?Bir kısmı daha ılıman yerlere göçerler. Bu konuda kuşlar ve balıklar avantajlıdır. Bazıları kendilerini kışa adapte ederler, daha kalın yeni tüyler çıkarırlar. Hatta bazı tavşan türlerinde karda saklanabilmek için tüyler beyazlaşır. Bazıları yiyeceklerini önceden depoladıkları bir sığınak bulurlar. Bazıları da toprakta derin tüneller açarlar ama bazıları için de kış mevsimini uyuyarak geçirmekten başka çare yoktur.Genellikle ayıların kış uykusuna yattıkları bilinir ama bu doğru değildir. Gerçi ayılar kışın mağaralarda uzun uzun uyurlar ama bu kış uykusu değildir. Daha doğrusu kış uykusu bir çeşit uyku değildir. Normal canlılarda uyanıkken ve uyku halindeyken, vücut ısısında ve metabolizmanın çalışmasında ciddi bir fark yoktur. Oysa kış uykusu, hayvanların hayat ile ölümü ayıran çizgiye kadar gelmeleri şeklinde tanımlanabilir.Bazı hayvanların kış uykusuna yatmalarının iki sebebi vardır: Havanın çok soğuması ve yiyecek bulma güçlüğü. Soğuk havada yaşayabilmek için hayvanların daha çok enerjiye ihtiyaç duymalarına rağmen karlı kış günlerinde yiyecek bulma imkanı azalır. Kış uykusu bu zor mevsimde hayvanın enerji ihtiyacını azaltır, enerji tasarrufu sağlar.Kış uykusu bildiğimiz şekilde uyumak değildir. Buna bilim dilinde 'hibernasyon' diyorlar. Vücut ısısının ortam sıcaklığına düştüğü bu durumu birçok balık türünde, kurbağalarda, sürüngenlerde, kuşlarda ve memelilerde görebiliyoruz.Hakiki anlamda kış uykusuna yatan bir hayvanı (hibernatör) gördüğünüzde, ölmüş olduğunu sanabilirsiniz. Vücut ısıları sıfır dereceye kadar düşebilir. Bir dakika içinde sadece birkaç kez nefes alırlar, kalp atış hızı o kadar düşüktür ki, hissedilmez bile. Havalar ısındığında ise vücudun normal düzene geçmesi sadece birkaç saat alır.Kış uykusuna yatan hayvanlar, uyku süresince kendi vücutlarındaki yağı tükettikleri gibi ara ara uyanarak bulundukları yere yazdan stok ettikleri yiyeceği yiyenler de vardır.Kış uykusu sırasında hayvanlar vücut ağırlıklarının yüzde kırkına yakınım kaybederler. Bu kaybın yüzde 90'ma periyodik olarak uyanmalardaki ısı üretimi ve enerji kaybı sebep olurken geri kalan yüzde 10 kayıp ise uyku sırasında olur. Kış uykusu kış boyunca sürmez. Hayvanlar havaların soğumaya başlaması ile birkaç günlük bir uyku periyoduna girerler. Kış mevsiminin şartlan ağırlaştıkça bu periyotlar uzar.